Dini Konular

Adetliyken Cinsel İlişkiye Girilir mi?

Written by admin

Adetliyken Cinsel İlişkiye Girilir mi?

Cinsel ilişkide bulunamazlar

Hayız ve nifas hâlinde bulunan kadın bu müddet içinde kocasıyla cinsî temasta bulunamaz, haramdır. Haram olduğunu bilerek böyle bir hatayı iş­leyen karı-koca büyük bir günaha girmiş olur. Çünkü bu yasak Kur’an-ı Kerim’de açıkça bildirilmektedir. Bakara Suresinin 222. ayetinde mealen şöyle buyrulur:

“Sana kadınların âdet hâlinden soruyorlar. De ki: O bir ezadır. Âdet za­manında kadınlarınızdan çekilin ve temizleninceye kadar onlarla cinsî mü­nasebette bulunmayın. Temizlendikleri zaman ise Allah’ın size emrettiği meşru yerden yaklaşın. Muhakkak ki Allah çok tevbe edenleri ve temiz olanları sever.”

Gerek bu ayet-i kerimenin tefsiri mahiyetindeki hadiste, gerekse bu mevzuda rivayet edilen hadis-i şeriflerde hayız ve nifas hâlinde iken cinsî temasın haramlığı ifade edilmektedir.

Bu meselenin dinî bakımdan haramlığınm yanında pek çok yönden de zararları ve tehlikeleri bulunmaktadır.

. Bir kere bu halde iken kadın ne kadar temiz ve titiz olursa olsun, gelen akıntı, vücuttan çıkan terden dolayı rahatsız edici ağır bir koku meydana gelir. Çünkü âdet kanı damardan gelen normal kan olmayıp tenasül yo­lundan bazı mikrop ve akıntılar da karışmış olduğundan fena kokulu, bo­zuk renkte, acı ve yakıcı bir maddedir. Hatta kadının nefes alış verişinde bile bu ağır koku hissedilir. Adetin ilk günlerinde kanama daha sık olaca­ğından, insan, tabiatı ve fıtratı icabı hanımına yaklaşmaktan tiksinir ve iğ­renir. Bu haldeki cinsî temas kişiyi hanımmdan soğutup nefret ettirip, aile bağım zedeleyici durumlar bile ortaya çıkar.

Yine bu vaziyette iken vuku bulacak cinsî temas tıbben de mahzurlar taşır. Çünkü kadın bu günlerde bir bakıma hastadır ve yorgun durumda­dır. Rahimde bulunan kan damarları da açık olduğundan kadın, nispeten yaralı sayılır. Kanın böyle özürlü ve nazik olduğu bir zamanda meydana gelebilecek bir temas sonunda, rahim yollarında bulunan pek çok mikrop, önü alınamayacak kadar tehlikeli, kanser ve benzeri hastalıklara sebep olabilir. Bu arada aynı hastalığın erkeğe geçme ihtimali de kuvvetlidir. Bundan dolayı eşler kendi sağlıklarını düşünerek böyle tehlikeli bir yola girmemelidirler.

Ayrıca hanımının her ay bu hal içinde bulunmasından dolayı insan, nef­sine hâkim olmayı, şehevî arzularına karşı direnmeyi, bir müddet helalin­den dahi istifade edemeyeceği idraki içinde emir dinlemeyi ve iradesini yerli yerinde kullanmayı öğrenmiş olur. Bu arada bir süre mecburi olarak cinsî hale ara vermiş olduğundan vücut enerji ve güç sarfından kurtularak bir itidal haline gelmiş, sağlık ve kuvvetinin devamını sağlamış ve istirahat etmiş olur. İşte bunun gibi pek çok hikmetlerinden dolayı İslâmiyet, kadın bu halden kurtulup temizleninceye kadar cinsî yakınlıktan uzak durulma­sını emretmiştir.

Kadın hayız görürken veya nifas hâlinde iken kocasının cinsî birleşme arzusuna boyun eğmemelidir. Haram işlenmesine meydan vermemelidir. Çünkü aynı mesuliyeti kendisi de paylaşmış olmaktadır. Bunun yanında hayız ve nifas müddeti bittiği halde, kocasından gelen bir talebi reddedip özürlü halinin devam ettiğini ileri sürerek yalan söyleyen kadın da günaha girmiş olur.

Hayız süresinin en son sınırı olan on gün ve nifas süresinin en son sınırı olan kırk gün tamamlandıktan sora kadın yıkanmadan önce kocasıyla iliş­kide bulunabilir. Ancak kadının yıkanması müstehaptır. Bir kadının nor­mal âdet süresi on günden az olur da hayzm en son smırı olan on günden önce kesilirse kocasıyla ilişkinin helal olması için daha önce ya gusletmiş olmalıdır veya kanın kesilmesinden sonra üzerinden bir namaz vaktinin geçmiş olması lazımdır. Bundan sonra hanımıyla yakınlıkta bulunan kim­seye bir şey gerekmez. Bir günaha girmiş olmaz. Ancak mesela âdeti yedi gün olan bir kadın bu müddet dolduktan sonra gusletmeden veya üzerin­den bir namaz vakti geçmeden cinsî temasta bulunamaz.

Bir kadının âdeti henüz tamamlanmadan kanın kesilmesine veya guslet­mesine itibar edilmez. Bundan dolayı, ilişkinin caiz olabilmesi için âdet sü­resinin bitmesi lazımdır. Çünkü âdet süresi içinde kanın gelme ihtimali vardır. Mesela bir kadının âdeti her zaman altı gün olsa; hayzm en az süre­si olan üç günden sonra kan kesilse dahi, altı gün geçip normal âdeti ta­mamlanmadan kocasıyla cinsî teması helal olmaz. Çünkü beşinci veya al­tıncı günde de tekrar kan gelebilir. Zaten çok zaman da kan gelir. Bunun için bu ihtimali göz önüne alarak âdetin tamamlanmasını beklemek lazım­dır.

Henüz âdetini bitirmemiş olan hanımıyla cinsî yakınlıkta bulunan kimse günahkâr olur. Bu günahın affı için tevbe istiğfar etmesi gerekir. Bununla beraber bir altın veya yarım altm miktarı sadaka vermesi de menduptur.