Dini Menkibeler

Efendimiz’den Kıssalar – Kifl’in Üzüntüsü

Written by admin

Kifl, şehrin zenginlerindendi. Ahlaki ve insani değerlere önem vermeyen, her türlü kötülüğü çekinmeden yapan biriydi. Sahip olduğu serveti faizden kazandığı söyleniyordu. Servetinde mazlumların bedduası ve göz yaşı vardı. İhtiyacı olan, darda kalan kimse ona gelir, o da belirli süre sonra ve yüksek faizle geri ödenmesi koşulu ile ona borç verirdi. Bu şekilde oldukça yüksek miktarda para kazanmıştı. Alacağın vadesi geldi mi derhal borçlunun kapısına adamlarını gönderir, alacağını faiziyle isterdi. Borçlu kimse borcu ödeyecek parayı denkleştiremezse, ona son kez bir ek süre verir ancak bu kez alacağın faiz miktarını üç katına çıkarırdı. Borçlu kimse aldığı paradan daha çok ödeyeceği faizin sıkıntısını çeker, ağır faiz yükü altında ezilirdi. Borçlu borcunu yine ödeyemezse, adamın para edecek ne kadar eşyası varsa hepsine el konur, zorla alınırdı.

Bir gün borç istemek üzere kendisine bir kadın geldi. Kadın, altı ay önce bir iş kazasında kocasını kaybetmiş, iki çocuğu ile ortalıkta kalmıştı. Kocasının iş kazasında ölümünden dolayı kendilerine tazminat olarak verilen parayla bugüne kadar idare etmişler ama artık bu para da tükenmişti. Bu şehirde tanıdığı hiç kimse de bulunmuyordu. Geçinmek için bir iş bir gelir yolu bulmalıydı. Çocukları küçük olduğu için dışarıda çalışamazdı. Bu nedenle evde bir şeyler üreterek satmayı düşünmüştü. Bir örgü makinesi satın alarak başarılı olabileceğine inanıyordu. Çevresindeki insanlardan borç para talep etmiş ancak kimse ona olumlu cevap vermemişti. Mecburen adını komşularından duyduğu Kifl’e başvurmak zorunda kalmıştı.

Kifl, dükkanına gelen kadına bakmış ve onun ne istediğini anlamaya çalışmıştı. Kadın “Bir miktar borç para istiyorum.” Dedi. Kifl, bu para ile ne yapacağını soru. Kadın “Örgü makinesi alarak evimi geçindirmem lazım, diye cevap verdi.

Kifl, kadınların kocalarının kazandığı para ile geçinemedikleri için böyle bir iş kurduklarını iyi biliyordu. O nedenle kadının ağzını aramak için kocasının ne iş yaptığını sordu. Kadın dul olduğunu söyleyince Kifl’in gözleri parladı. Kadından gözlerini alamıyordu. Dul olduğunu da öğrenince parayı ancak kendisi ile beraber olursa verebileceğini söyledi.

Kadın Kifl’in kötü bir insan olduğunu duymuştu ama bu kadarını da beklemiyordu. Yazıklar olsun, diyerek oradan uzaklaştı. Böyle bir rezaletle karşılaşmaktan hep korkmuş bu nedenle de evde çalışmak istemişti. Şimdi ise karşısına bu durum çıktı.

İki hafta boyunca kadın ağladı, Allah’a yalvardı, kendisine bir yol göstermesini istedi. Ancak çocuklarına yemek bulmakta zorlanıyor ve aklına para kazanmak için başka bir yol da gelmiyordu. Kendini kötü hissederek tekrar Kifl’in kapısına döndü.

“Geleceğini biliyordum çünkü ben çaresizlerin son kapısıyım. Ama sen farklısın. Sana yaptığının karşılığını fazlası ile ödeyeceğim ve geri vermek zorunda da kalmayacaksın.” Dedi Kifl.

Ardından dükkanın arka tarafındaki bir odaya geçtiler. Fakat kadın durmadan ağlıyordu. Kifl neden ağladığını sordu.

Kadın, “Ben kendi isteğim ile buraya geldim ama daha önce böyle bir günah işlemedim ve günah işlemekten her zaman çok korktum. Şimdi mecbur durumdayın. Allah’tan çok utanıyor ve korkuyorum. Beni bu günaha iten fakirliğimdir.” Dedi.

Kifl duyduklarına çok şaşırdı.

“Sen şimdi Allah’tan utandığın ve korktuğun için mi ağlıyorsun? Sen fakirlik sebebiyle günah işliyor ve bundan dolayı ağlıyorsun. Halbuki Allah bana bunca zenginliği vermişken ben günah işlemekten çekinmiyorum. İşlediğim günahı da keyfim için işliyorum. Ben Allah’tan utanmaya ve korkmaya senden daha layığım. “

“Sen şimdi bu paraları al ve evine git. Allah’a yemin ederim ki ben bugünden sonra bir daha asla Allah’a karşı gelmeyecek ve günah işlemeyeceğim. Bundan böyle senin koruyucun da benim. Birşeye ihtiyaç duyduğunda bana gelip isteyebilirsin. Elimden geleni yaparım. Sana böyle çirkin bir teklifte bulunduğum için de beni affet.”

Kifl, günahlar ile dolu geçmişinden dolayı büyük bir pişmanlık yaşamıştı. Gözyaşları ve inlemesi dinmek bilmiyordu. Bu şekilde akşam etti. Gece yarısı Kifl’in sesi kesildi. Kifl, vefat etmiş, Allah’ın rahmetine kavuşmuştu.

Sabah olunca Kifl’in evinin önünden geçenler, kapıda ilginç bir yazı ile karşılaştılar. Kapıda “Allah Kifl’i affetti” yazıyordu. İnsanlar ne olduğunu anlamak için eve girdiklerinde Kifl’in ölü bedeniyle karşılaştılar. Halk bu duruma şaşırıp kaldı. Bu yazıyı kimin yazdığını anlayamadıkları için dönemin peygamberine başvurdular. Allah peygambere Kifl’in hikayesini bildirdi. O da olanları herkese anlattı.

 

Bir önceki yazımız olan Efendimiz'den Kıssalar - Hz. Musa'yı Isıran Karınca başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.