admin 01-01-2017, Saat: 11:31   
#1
Al­tın, Gü­müş ve Pa­ra­la­rın Zekâtı:
 
   1) Al­tın ve Gü­müş­te Ni­sap:
Al­tı­nın ni­sa­bı yir­mi mis­kal, gü­mü­şün ni­sa­bı ise iki yüz dir­hem­dir. Bor­cun­dan ve as­li ih­ti­yaç­la­rın­dan faz­la ola­rak yir­mi mis­kal al­tı­na ve­ya iki yüz dir­hem gü­mü­şe ya­hut bun­la­rın kar­şı­lı­ğı ka­dar pa­ra ya da ti­ca­ret ma­lı­na sa­hip olan kim­se, üze­rin­den bir yıl da geç­miş­se zekâtla yü­küm­lü olur. Al­tın, gü­müş ve pa­ra­da zekât nis­be­ti kırk­ta bir, ya­ni yüz­de iki bu­çuk­tur. Bu­na gö­re, yir­mi mis­kal al­tın­da ya­rım mis­kal, iki yüz dir­hem gü­müş­te ise beş dir­hem zekât ge­re­kir. Mis­ka­lin sik­ke­li al­tın pa­ra şek­li­ne di­nar de­nir.
Bir mis­kal, yir­mi kı­rat olup yüz ar­pa ağır­lı­ğın­da, bir dir­hem ise dört kı­rat olup yir­mi ar­pa ağır­lı­ğın­da­dır. Bir kı­rat= beş ar­pa= 0,2 gr. dır.
Zekâtta esas olan öl­çü şer’i dir­hem­dir. Gü­nü­müz öl­çü bi­ri­mi­ne gö­re, 1 şer’i dir­hem= 2,8 gram­dır. 200 dir­hem x 2,8= 560 gram olur.
1 mis­kal= 20 kı­rat olup, 20 kı­rat x 0,2= 4 gra­ma denk olur. Bu­na gö­re, 20 mis­kal x 4=80 gram, al­tı­nın ni­sa­bı olur. Bu öl­çü­ye gö­re, ağır­lık ba­kı­mın­dan ye­di mis­kal al­tın, on dir­hem gü­mü­şe denk olur. Al­tın ve gü­müş ara­sın­da­ki bu denk­lik, pi­ya­sa­da te­da­vül­de bu­lu­nan ve stan­dard ol­ma­yan, di­nar ve dir­hem­le­ri bir esa­sa bağ­la­mak ama­cıy­la Hz. Ömer’in ha­li­fe­li­ği sı­ra­sın­da be­lir­len­miş­tir.53
Şer’i öl­çü­ye gö­re al­tı­nın ni­sa­bı 80 gram, gü­mü­şün ni­sa­bı ise 560 gram­dır. An­cak dir­hem ağır­lı­ğı ül­ke­le­rin ör­fü­ne gö­re ba­zı de­ği­şik­lik­ler gös­ter­di­ği için, İslâm âlimleri zekâtın, ül­ke­le­rin örfî dir­hem­le­ri üze­rin­den ve­ri­le­bi­le­ce­ği­ne hük­met­miş­ler­dir. Os­man­lı İm­pa­ra­tor­lu­ğu uy­gu­la­ma­sın­da 20 mis­kal al­tın 96 gra­ma; 200 dir­hem gü­müş de 640 gra­ma denk ka­bul edil­miş­tir. Bu örfî öl­çü­ye gö­re, al­tın­da zekâtın ni­sa­bı 96 gram, gü­müş­te ise 640 gram olur.
Al­tın ve gü­mü­şün ni­sap mik­tar­la­rı ha­dis-i şe­rif­ler­le sa­bit­tir.
Hz. Ali (r.a)’nin nak­let­ti­ği bir ha­dis­te Rasûlullah (s.a.s) şöy­le bu­yur­muş­tur: “Al­tın­da yir­mi di­na­ra ka­dar bir şey yok­tur. Se­nin yir­mi di­na­rın bu­lun­du­ğu ve üze­rin­den bir yıl geç­ti­ği va­kit, on­dan ya­rım di­nar zekât ver­men ge­re­kir”54 Hz. Ömer’in ri­va­yet et­ti­ği baş­ka bir ha­dis­te, Al­lah el­çi­si: “Yir­mi mis­kal­den az al­tın­da zekât yok­tur”55 bu­yur­muş­tur. Ab­dul­lah b. Ömer ve Hz. Ai­şe, Rasûlullah (s.a.s)’in al­tın­la il­gi­li zekât uy­gu­la­ma­sı hak­kın­da şöy­le de­miş­ler­dir: “Hz. Pey­gam­ber her yir­mi di­nar­da ya­rım di­nar ve kırk di­nar­da da bir di­nar alı­yor­du.”56
Gü­mü­şün ni­sap mik­ta­rıy­la il­gi­li ola­rak Ebu Saîd el-Hudrî (r.a)’den ri­va­yet edil­di­ği­ne gö­re Al­lah Ra­su­lü şöy­le bu­yur­muş­tur: “Beş ukiy­ye’den az gü­müş­te, beş zevd’den az de­ve­de ve beş vesk’ten az hu­bu­bat­ta zekât yok­tur”.57 Beş ukiy­ye’nin iki yüz dir­he­me denk ol­du­ğu Hz. Ali’nin ri­va­yet et­ti­ği şu ha­dis­le sa­bit­tir. Rasûlullah (s.a.s) şöy­le bu­yur­muş­tur: “At ile kö­le­nin zekâtını af­fet­tim. Siz her kırk dir­hem­de bir dir­hem zekât ve­rin. 199 dir­hem­de zekât yok­tur. Fa­kat gü­müş 200 dir­he­me ulaş­tı­ğın­da, bun­dan beş dir­hem zekât ver­mek ge­re­kir.”58
İbn Ömer ve Hz. Ali şöy­le de­miş­ler­dir: “Sa­ha­be­den gü­mü­şün ni­sa­bı­nın 200 dir­hem ol­du­ğu­na kar­şı çı­kan ol­ma­mış­tır.”59
Ebu Hanîfe’ye gö­re, al­tın ve gü­müş ni­sap mik­ta­rı­nı aşar­sa, yir­mi mis­kal­den faz­la al­tın, dört mis­ka­le ve iki yüz dir­hem gü­müş­ten faz­la olan mik­tar kırk dir­he­me ulaş­ma­dık­ça bu faz­la için ay­rı­ca zekât la­zım gel­mez. An­cak bu faz­la ile bir­lik­te baş­ka bir ti­ca­ret ma­lı bu­lu­nur­sa, bun­lar bir­bi­ri­ne ek­le­ne­rek he­sap­la­nır. Çün­kü Hz. Pey­gam­ber şöy­le bu­yur­muş­tur: “Gü­mü­şün zekâtını kırk dir­hem­de bir dir­hem ola­rak öde­yin.”60 Fa­kat al­tın ile gü­müş­ten ni­sa­bın üs­tün­de­ki mik­tar kıy­met ola­rak dört mis­ka­le ve­ya kırk dir­he­me eşit olur­sa, bu faz­la­lık­tan da zekât ge­re­kir.
Ebu Yûsuf, İmam Mu­ham­med ve Hanefîler dı­şın­da­ki ço­ğun­luk fa­kih­le­re gö­re ise, iki yüz dir­hem­den faz­la gü­mü­şün ve­ya yir­mi mis­ka­li aşan al­tı­nın zekâtı yüz­de he­sa­bı ile ve­ri­lir. Bu faz­la­lık az da ol­sa yüz­de iki bu­çuk zekât ge­re­kir. De­lil şu ha­dis-i şe­rif­tir: “Her kırk dir­hem­de bir dir­hem zekât ve­rin. İki yü­ze ta­mam­la­nın­ca­ya ka­dar si­ze bir­şey ver­mek ge­rek­mez. Mik­tar iki yüz dir­hem olun­ca beş dir­hem zekât ver­mek ge­re­kir. Faz­la­sı ar­tık bu he­sa­ba gö­re zekâta ta­bi­dir.”61
Me­se­la; bir kim­se­nin iki yüz otuz do­kuz dir­hem gü­mü­şü bu­lun­sa, Ebu Hanîfe’ye gö­re, yal­nız iki yüz dir­hem için beş dir­hem zekât ve­ri­lir. Ge­ri ka­lan otuz do­kuz dir­hem için zekât ge­rek­mez. Bu kü­sur­lar kır­ka ulaş­ma­dık­ça zekâttan mu­af­tır. Di­ğer imam­la­ra gö­re ise, ni­sap mik­ta­rı­nı aşın­ca bü­tü­nü üze­rin­den kırk­ta bir zekât uy­gu­la­nır. Yi­ne bir kim­se­nin yal­nız iki yüz yet­miş dir­hem gü­mü­şü bu­lun­sa, Ebu Hanîfe’ye gö­re iki yüz kırk dir­hem için al­tı dir­hem zekât ver­me­si ge­re­kir. Ge­ri ka­lan otuz dir­hem zekâttan mu­af­tır. Di­ğer imam­la­ra gö­re bu­nun için de zekât ge­re­kir.
Al­tın cin­sin­de de ni­sap­tan son­ra­ki dör­der di­nar­lık faz­la­lık­lar için bu pren­sip uy­gu­la­nır.62
Al­tın ile gü­mü­şün ni­sap mik­ta­rı­na ula­şıp ulaş­ma­dı­ğı­nı be­lir­le­mek için kıy­met­le­ri­ne de­ğil, ağır­lık­la­rı­na ba­kı­lır. Bun­da gö­rüş bir­li­ği var­dır.
Bu­na gö­re, al­tın­dan ya­pıl­mış bir va­zo­nun ağır­lı­ğı ni­sap­tan az, me­se­la, on se­kiz mis­kal ol­du­ğu hal­de kıy­me­ti, ken­di­sin­de bu­lu­nan sa­nat de­ğe­ri do­la­yı­sıy­la yir­mi beş mis­kal al­tı­na denk bu­lun­sa it­ti­fak­la zekâta ta­bi ol­maz. An­cak bu­nun­la bir­lik­te zekâta ta­bi baş­ka bir mal bu­lu­nup da top­la­mı­nın ni­sa­ba ulaş­ma­sı du­ru­mu müs­tes­na­dır.
Ken­di­le­ri­ne ri­ba ce­re­yan et­me­yen, ya­ni öl­çü ve­ya tar­tı ile alı­nıp sa­tıl­ma­yan kıyemî mal­lar­dan zekât ve­ril­me­sin­de kıy­met­le­ri­ne ba­kı­lır, ve­zin ve­ya sa­yı­la­rı­na ba­kıl­maz. Bu­na gö­re, or­ta bü­yük­lük­te iki ko­yun zekât yü­küm­lü­lü­ğü bu­lu­nan kim­se, bun­la­rın kıy­met­le­ri­ni pa­ra ola­rak ve­re­bi­le­ce­ği gi­bi, bu iki­si­nin kıy­me­ti­ne denk iyi bir ko­yun da ve­re­rek zekâtını öde­ye­bi­lir. Çün­kü ko­yun­lar kıyemî olup, bun­lar­dan bi­ri­nin ye­ri­ne baş­ka­sı­nı ver­mek­te ri­ba söz ko­nu­su ol­maz.
Fa­kat ri­ba ce­re­yan eden mislî (stan­dard) mal­la­rın ken­di cin­sin­den ve­ri­le­cek zekâtında mik­tar­la­ra uyul­ma­sı ge­re­kir. Me­se­la; zekât ola­rak ve­ril­me­si ge­re­ken beş ki­le adi buğ­day ye­ri­ne dört ki­le ka­li­te­li buğ­day ve­ri­le­mez. Yi­ne iki mis­kal al­tın ye­ri­ne, san’at de­ğe­rin­den do­la­yı bu­na denk olan bir mis­kal al­tın ve­ri­le­mez. Çün­kü bu du­rum­lar­da fa­iz söz ko­nu­su olur. Bu gö­rüş Ebu Hanîfe, Ebu Yûsuf ve İmam Mu­ham­med’e ait­tir. İmam Zü­fer’e gö­re ise ve­ri­le­bi­lir. Çün­kü kıy­met­le­ri eşit­tir. Fa­iz ise Al­lah ile ku­lu ara­sın­da bu­lu­na­maz.
resim
Ara
Cevapla


Al­tın, Gü­müş ve Pa­ra­la­rın Zekâtı Konusu Araçları
Direk Link
HTML Link
BBCode Link
Paylaş


Konu ile Alakalı Benzer Konular
Konular Yazar Yorumlar Okunma Son Yorum
  Ti­ca­ret Mal­la­rı­nın Zekatı İle İl­gi­li De­lil­ler admin 0 1,608 01-01-2017, Saat: 11:41
Son Yorum: admin
  Ti­ca­ret Mal­la­rı­nın Zekatı admin 0 1,652 01-01-2017, Saat: 11:40
Son Yorum: admin
  Ma­den ve De­fi­ne­le­rin Zekatı admin 0 1,762 01-01-2017, Saat: 11:40
Son Yorum: admin
  Ala­cak­la­rın Zekatı admin 0 1,755 01-01-2017, Saat: 11:39
Son Yorum: admin
  Kâğıt Pa­ra­la­rın Zekatı admin 0 1,518 01-01-2017, Saat: 11:33
Son Yorum: admin

Hızlı Menü: