0 beğenilme 0 beğenilmeme
19 gösterim
Rüya Tabirleri kategorisinde (120 puan)
Merhaba,

Ben 23 yasindayim ve dedemi 11 senedir görmedim.. Aile Sorunlari yüzünden dedemi hic ziyarete gidemedim.

Benim Dedemi herkes Kötü diye anlatiyor. Dedemin hic okumasi yazmasi yok, cahil bir insan herkesin lfina inanir herkesin dedigini yapar  Kendisini bildi bileli hep Haram‘a bulasmis, hep kötülük yapmis. gelinlerini cok dövmüs onlara Bel alti hakaretler etmis. Keyfine göre Calmis, haram olan seyler yapmis. Hatta  uzak bir ülkede eskiden Gemilerde calisirken biriyle Tanismis ve güya ondan bir oglu oldugunu konusuyolar..

Ben ve Abim dedemle 12 yasina kadar hergün zaman gecirdik. Ve bir kere olsun bize bir fitik dayak bile atmadi, kötü söz söylemedi hep bize iyi davranirdi. Onu cok severdim ve onu cok özlerdim ama korkumdan gidemezdim yanina..

Dedem 2 hafta önce vefat etti.. Ben her namazimda ona dua ediyorum ona yasin okuyorum. Herkes ona kötü dedigi halde ben allaha yalvariyorum Biz torunlari hatirina onun mekanini cennet et günahlarini affet.. ama allahtan bunu istemeyede korkuyorum kötü denilen bir insanin Cennete Girmesini istemek nekadar dogru bilmiyorum. Ama bize hic kötülük yapmadi..

Her duamdada Dedimki : allahim nolur dedemin katinda yerini bana göster.

Bu gece rüya gördüm.. dedemi ölü kefene Sarilmis oldugu gördüm. yanima gittigimde beni hissetti ve gözlerinden yaslar akti. Korktum ve uzaklastim.

Ona uzaktan seslenmeye calistim fakat sesim cikartamadim. Karsima Bir kadin bir erkek geldi ve onlarin sayesinde bagirabildim. ( dedem Beni canik diye severdi) ona Caaanik seni cok seviyorum diye bagirdim oda öldügü halde canlanip elini Kaldirdi uzaktan bana elini salladi.. sonra bana yaklasarak : kizim benden neden korkuyorsun korkma bende seni cok seviyorum diyip bana sarildi.

Ona sordum: dede cok merak ediyorum, sen Cennetemisin Cehennemdemisin dedim, cehennemdeyim kizim dedi

Korkma dede ben sana hep Yasin okuyorum dua ediyorum dedim biliyorum kizim dedi..

Ona dua etmekten Yasin okumaktan haric baska ne yapabilirim, kabirinde rahat yatmasi icin ..?

siz bunu nasil yorumlarsiniz ..?

1 cevap

0 beğenilme 0 beğenilmeme
Etkili bir rüya inşallah hayra çıkarsın Rabbim. Maalesef rüya yorumlayamiyoruz.

Hayatta iken yaptıklarının, vefatından sonra kişinin kendisine ulaşacağını ifade ve hayatta iken hayır yapmaya teşvik eden pek çok hadis-i şerif vardır.(1) Peygamber Efendimiz (s.a.v)

"İnsan ölünce (salih) ameli kesilir. Ancak üç amel (in sevabı) kesilmez: Sadaka-i câriye (kamuya yararlı sadaka), faydalanılan bir ilim ve arkasında kendisine dua edecek hayırlı bir çocuk bırakmak."(2)

buyurarak buna işaret etmiştir. Ebû Hureyre'den rivâyet edilen hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.v) amellerin sayısını (sadaka-i cariyeyi tafsil etmek suretiyle) çoğaltarak:

"Mü'min'e ölümünden sonra amel ve hasenatından ulaşacak şey: Öğretip yaydığı ilim, bıraktığı salih evlat, miras bıraktığı Mushaf, yaptığı mescit, yolcu için yaptığı ev, akıttığı ırmak ve sağlığında malından verdiği sadakadır."(3)

buyurmuşlardır. Başka bir hadisin ifadesiyle;

"Ölüyü (mezara kadar) üç şey takip eder: Ailesi, malı ve ameli. Bunlardan ikisi geri döner, biri bâki kalır. Ailesi ve malı geri döner, ameli kendisiyle bâki kalır."(4)

Bu ve benzeri(5) hadis-i şeriflerden de anlaşılacağı üzere insan, dünyada iken kendisinin yaptığı veya başkalarının yapmasına vesile olduğu amellerden istifade edecektir. Zaten bunda alimler de ittifak etmişlerdir.(6) Fakat kişinin ölümünden sonra başkalarının kendisi için yapacakları iyi işlerin sevabının veya bunlardan hangisinin ulaşıp ulaşmayacağı konusunda ihtilaf edilmiştir.

Mu'tezile mezhebi, ölüye dirilerin yaptıkları hiç bir şeyin fayda vermeyeceğini iddia eder.(7) Onlar iddialarına delil olarak da

"İnsana çalışmasından başka bir şey yoktur."(8)

"Siz, ancak yaptıklarınızın cezasını çekeceksiniz."(9) ve

"Herkesin kazandığı hayrın sevabı kendine, yaptığı fenalığının zararı da yine kendinedir."(10)

gibi ayetleri gösterirler. Halbuki Ehl-i Sünnet alimlerinin hepsi, hangi amelin fayda verip, hangisinin fayda vermeyeceği meselesinde ihtilaf etmişler ise de, ölüye başkalarının yapacağı amellerin fayda vereceği hususunda ittifak etmişlerdir. Çünkü bu konuda, bazı amel ve iyiliklerin fayda vereceğine dair, apaçık ayet ve hadisler vardır. Mesela, dua ve istiğfarın faydalı olacağına

"Onlardan, sonra gelenler şöyle derler: Ey Rabbimiz, bizi ve bizden önce imanla geçmiş olan kardeşlerimizi bağışla; kalplerimizde iman edenlere karşı bir kin bırakma."(11)

ayet-i kerimesi delalet etmektedir. Bu ayet-i kerimede Cenab-ı Hak, daha önce iman edip de göçmüş olan kardeşleri için istiğfar eden mü'minleri övmüştür. Eğer istiğfarın ölülere bir faydası olmasaydı, Allah Teâlâ onları övmezdi.(12)

Peygamber Efendimiz de

"Ölüye namaz kıldığınız zaman ona gönülden dua edin."(13)

buyurmuş ve kendisi de kıldığı cenaze namazlarında ölü için dua etmiştir. Şayet bu namaz ve duanın ölüye bir faydası olmasaydı, Rasulullah (s.a.v) bunu ne kendi yapardı ne de başkalarına emrederdi.(14) Halbûki O, kendisi de birinin cenaze namazını kıldırırken

"Allah'ım, filan oğlu filan senin güvencende, senin koruman altındadır. Onu kabir fitnesinden ve cehennem azabından koru. Sen vefa ve övgü sahibisin. Allah'ım onu bağışla, ona acı! Muhakkak ki sen çok bağışlayan, çok acıyansın."(15)

diye dua etmiştir. Kaldı ki Cenâze namazının kendisi de ölü için bir duadır. Allah için namaza, meyyit/meyyite için duaya... diye niyet edilir. Eğer ölünün ruhuna yararı yoksa bunun bir anlamı kalmaz.

Kendisi zaman zaman Bakî kabristanını ziyaret ederek kabirdekilere selam vererek dua ederdi.(16) Eğer selamı onlara ulaşmasa ve duası fayda etmeseydi, bunu yapması abesle iştigâl olurdu ki O, bundan münezzehtir.

Geride kalanların, ölüleri için yaptığı ibadet ve hayırların faydasını iki bakımdan ele almak gerekir:

Birincisi: Müteveffânın borçtan kurtulup kurtulmaması. Bir kimse üzerinde namaz, oruç, hac, zekat, adak, kul borcu gibi borçlar bulunarak ahirete intikal etmiş ise geride kalanların -ölünün vasiyeti olsun veya olmasın- bunları eda etmeleriyle borçtan kurtulur mu?

İkincisi: Başkasının yaptığı ibadetin sevabının ölüye ulaşıp ulaşmaması. Fukahâ ibadetleri üçe ayırmışlardır:

a) Namaz ve oruç gibi bedenî ibadetler: Başkalarının yapmalarıyla bu borçlar düşmez, sorumluluk devam eder.

b) Zekat, nezir ve mâlî keffaret gibi mâlî ibadet ve borçlar: Bunlar, başkalarının ödemesiyle ödenmiş olur, borç kalkar.

c) Hac gibi hem mâlî, hem de bedenî ibadetler: Birisi ölü namına bunu yaparsa o borçtan kurtulmuş olur. Fakat mirasçılar bunu yapmaya mecbur değildir. Ancak İmam Şafiî'ye göre vasiyet etmiş ise mecbur olurlar.

Ahmed b. Hanbel, Evzaî, Ebû Sevr, Nevevî gibi müçtehidler ile muhaddislerin çoğuna göre, ölünün yakınlarının, onun borçlu olduğu oruç, hac gibi ibadetleri de kaza etmesi caiz ve sahihtir.

İslam ulemasının ekseriyeti, sevabını ölüye bağışlamak niyetiyle yapılan ibadetlerin sahih olduğuna ve dünyadan göçmüş olanların bundan istifade edeceklerine kani olmuş ve bu hükmü benimsemişlerdir.
Selamun Aleyküm Hoş geldiniz, Cennetbahcemiz sizlere sorularınızın diğer üyelerimiz tarafından cevaplanması için bir ortam sağlar. Sitemiz reklam gelirleri ile ayakta tutulmaktadır. Destekleriniz için teşekkür ederiz.

4.4k soru

4k cevap

40k yorum

827 üye

...